Kısa ve özlü uzman tavsiyeleriyle doğum kontrolünüzü daha bilinçli yapabilirsiniz
Nasıl Korur?
Her gün bir tane hap alındığında, kadının yumurtalıklarından, yumurta hücresinin çıkması engellenmiş olur.
Faydaları Nelerdir?
Düzenli kullanılırsa gebeliğin önlenmesinde çok etkilidir. Rahim ve yumurtalık kanserine karşı korur. Kullanımı da kolaydır.
Sakıncaları Nelerdir?
Bazı kadınlarda bulantı, kilo artışı, adetlerde azalma gibi önemsiz yan etkilere neden olabilir.
Kimler için Uygundur?
Adet kanamaları fazla miktarda olan ve/veya aşırı ağrılı adet görenler,
İlerde yeniden çocuk isteyenler.
Kimler için Uygun Değildir?
35 yaşından büyük ve sigara içen kadınlar,
Adetleri düzensiz olanlar (Sebebi ortaya çıkartılıp tedavi edilmelidir),
Damar sertliği, damar tıkanıklığı olanlar, tansiyonu yüksek olanlar,
Şeker hastaları, aşırı şişman kadınlar, felç geçirenler,
Sarılık geçiren kadınlar (Karaciğer bozukluğu devam ettiği sürece),
Emziren anneler (emziren anneler için, özel yapılmış gebeliği önleyici haplar vardır)
Nasıl Kullanılır?
Hapa başlamadan önce bir sağlık kuruluşuna danışılması gerekir. Hapa, adetin ilk veya beşinci günü başlanır. Her gün bir tane hap alınır. Hap alınması 2 veya 3 gün unutulursa gebelik meydana gelebilir. Her gün bir tane, düzlenli olarak hap kullanmayanlar hapla korunmaz.
Dikkat!
Hap kullanlarda adetler azalır veya kesilirse ya da beklenmeyen kanamalar olursa, tansiyon yükselirse, şiddetli baş ağrısı, bulanık görme, bacaklarda kızarıklık, şişme, ağrı olursa, nefes darlığı olursa, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Son yıllarda yapılmaya başlanan calışmalar, ülkemizdeki kan yakını evlilik oranını %21-40 arasında belirlemiştir. <br /> Almanya'da ise bu oran sadece %0,1- 0,3 arasındadır.
Her insanda 23 çift kromozom vardır. Her bir çift kromozomun bir tanesi anneden, diğeri babadan gelmektedir. Kromozomlar, kalıtımımızla ilgili olan DNA'yı içerir. DNA'nın fonksiyonel ürün kodlayan bölümler ise Gen denir.
Herbir kromozomda binlerce gen vardır. Her gen, kromozom üzerinde özel bir yere sahiptir. Genler bir kuşaktan diğerine aktarılan kalıtsal birimlerdir.
Bazı hastalıkların ortaya çıkmasında sadece anneden veya babadan bozuk gen aktarılması yeterliyken, bazı hastalıklarda hem anneden hem de babadan bozuk olan genin alınması sonucu hastalık ortaya çıkar. Böyle bir durumda anne ve baba sağlıklı olabilirler, ancak bozuk gen taşımaktadırlar; yani tıp dilinde Heterozigot olarak adlandırdığımız durum söz konusudur. Hastalığın ortaya çıktığı çocuk ise Homozigot'tur yani her iki bozuk genide aldığı için hasta olmuştur. İşte bu kalıtıma Otozomal Resesif Kalıtım denmektedir. Otozomal resesif kalıtımda, aynı bozuk geni taşıyan anne ve babanın hasta çocuk sahibi olma ihtimali %25'tir.
Akraba evliliklerinde, hem annenin hem babanın aynı bozuk geni taşıma ihtimali, akraba evliliği yapmayan diğer kişilere oranla daha yüksek olduğu için, çocuğun da hasta doğma ihtimali, normal populasyona göre artmıştır. Bununla beraber, düşük ve ölü doğum ihtimali de artmıştır.
Son yıllarda yapılmaya başlanan calışmalar, ülkemizdeki kan yakını evlilik oranını %21-40 arasında belirlemiştir.
Almanya'da ise bu oran sadece %0,1- 0,3 arasındadır.
Akraba evliliği yapmış anne adaylarına tavsiyem, gebelikleri sırasında genetik danışma almaları olacaktır.
Dr.Seval Yağmur Türkmen
Son yıllarda yapılmaya başlanan calışmalar, ülkemizdeki kan yakını evlilik oranını %21-40 arasında belirlemiştir. <br /> Almanya'da ise bu oran sadece %0,1- 0,3 arasındadır.
Her insanda 23 çift kromozom vardır. Her bir çift kromozomun bir tanesi anneden, diğeri babadan gelmektedir. Kromozomlar, kalıtımımızla ilgili olan DNA'yı içerir. DNA'nın fonksiyonel ürün kodlayan bölümler ise Gen denir.
Herbir kromozomda binlerce gen vardır. Her gen, kromozom üzerinde özel bir yere sahiptir. Genler bir kuşaktan diğerine aktarılan kalıtsal birimlerdir.
Bazı hastalıkların ortaya çıkmasında sadece anneden veya babadan bozuk gen aktarılması yeterliyken, bazı hastalıklarda hem anneden hem de babadan bozuk olan genin alınması sonucu hastalık ortaya çıkar. Böyle bir durumda anne ve baba sağlıklı olabilirler, ancak bozuk gen taşımaktadırlar; yani tıp dilinde Heterozigot olarak adlandırdığımız durum söz konusudur. Hastalığın ortaya çıktığı çocuk ise Homozigot'tur yani her iki bozuk genide aldığı için hasta olmuştur. İşte bu kalıtıma Otozomal Resesif Kalıtım denmektedir. Otozomal resesif kalıtımda, aynı bozuk geni taşıyan anne ve babanın hasta çocuk sahibi olma ihtimali %25'tir.
Akraba evliliklerinde, hem annenin hem babanın aynı bozuk geni taşıma ihtimali, akraba evliliği yapmayan diğer kişilere oranla daha yüksek olduğu için, çocuğun da hasta doğma ihtimali, normal populasyona göre artmıştır. Bununla beraber, düşük ve ölü doğum ihtimali de artmıştır.
Son yıllarda yapılmaya başlanan calışmalar, ülkemizdeki kan yakını evlilik oranını %21-40 arasında belirlemiştir.
Almanya'da ise bu oran sadece %0,1- 0,3 arasındadır.
Akraba evliliği yapmış anne adaylarına tavsiyem, gebelikleri sırasında genetik danışma almaları olacaktır.
Dr.Seval Yağmur Türkmen
Utanma duygusunu ve günlük hayatın stresini bir kenara bırakıp cinsel iştahınızı artırarak, yatak odasında mutluluğu yakalayabilirsiniz. Seninle dergisi mart sayısında cinsel hayatınızla barışmanın yollarını anlattı.
Eşimle bir şeyler yaşamak istiyorum, ama bunu dile getirmeye cesaret edemiyorum" mu diyorsunuz? O halde yalnız değilsiniz. Günümüzde birçok kadın aynı sorunu yaşıyor. Araştırmalar, kadınların yüzde 43’ünün cinsel ilişki fikriyle strese girdiğini, yüzde 34’ünün de her geçen gün partneriyle daha az birlikte olduğunu ortaya koyuyor.
İşte daha rahat ve istek dolu bir cinsel ilişkinin sırları...
* "Sence seksi görünüyor muyum?"
"Kalçalarım geniş", "Çok fazla selülitim var", "Bu aralar yine kilo aldım"... Bu tip cümleler gün içinde sıklıkla duyduğumuz ve kullandığımız kalıplar... Birçok kadın bu tip sorunları seks için bir dezavantaj olarak görüyor. Uzmanlar bu tarz utanç duygularının öncelikle bize iyi gelip gelmediğini sorgulamamızı, daha sonra da bu sorunları nasıl düzeltmemiz gerektiğini kendimize sormamızı öğütlüyor. Bunun için daha fazla spor yapabilir, daha seksi iç çamaşırları kullanabilir ya da odadaki ışıkları daha rahat edebileceğiniz şekilde ayarlayabiliriz.
Fakat tüm bunlardan önemlisi, kusurlarımızı kabullenerek, kendi vücudumuzla barışık olabilmeyi öğrenmemizdir. Problemli bölgelerimize işe yaramaz yerler olarak bakıp bunu bir kompleks haline getirmek yerine, onlara iyi davranmamız gerekiyor.
* Cinsel isteğimizi sabote edenler
Stres, cinsellikten alınan zevki öldüren bir numaralı etkendir. Stresli olduğumuzda vücudumuz bu histen olumsuz yönde etkilenir. Kendimizi yorgun ve gergin hissederiz. Stressiz bir cinsel ilişki için çiftlerin sekse zaman ayırmaları, acele hareket etmek yerine şefkat dolu ve tatmin edici davranışlarla kendilerini geliştirmeleri ve birbirlerine karşı hislerini açıkça dile getirmeleri gerekiyor. Mesela "Seni arzuluyorum" demek için yalnızca yatak odasını beklememelisiniz. Stresten dolayı eşimizle ilişkiye girmek istemememiz hoş olmayan sonuçlar doğurabilir ve çoğunlukla geri dönüş yolunu bulmakta zorlanırız.
* En uygun korunma yolu
"Yoksa prezervatif yırtıldı mı", "Doğum kontrol hapımı içmiş miydim"... Birçok kadın seks sonrası bu tip sorularla boğuşuyor. Uzmanlar korunma sorumluluğunun hep kadınlara yüklendiğini savunuyor. Konu AIDS ya da Hepatit C gibi hastalıklar olduğunda, erkeklerin çok titiz davranmamalarına karşın kadınlar bu tip tehlikelere karşı detaycı ve dikkatli davranıyorlar. Eşler korunmayla ilgili konuları konuşmaktan çekindiklerinden, araya uzunca bir zaman giriyor ve konuyu açtıklarında bunun ilişkilerine zarar vereceğini düşünmeye başlıyorlar.
* Konuşmak çok önemli
Günümüzde birçok kadın "Yatağa girmek istemiyorum, orgazm olamıyorum. Bende bir sorun mu var acaba" diyerek doktoruna başvuruyor. Araştırmalar, sorunu kendinde arayan kadınların birçoğunun mastürbasyon yoluyla arzuladıkları orgazma ulaşabildiklerini, ancak partnerleriyle sorun yaşadıklarını gösteriyor. Bunun nedeni ise kadınların çoğunun klitorislerine direkt olarak bir temas olmadan orgazm olamamaları... Erkekler, kendi orgazmlarını düşünüp, eşlerine gereken ilgiyi göstermediklerinde, kadınlar genellikle cinsel ilişkiden soğuyor. Seks, çekicilikten uzak bir göreve dönüşüyor .
Ağrılara dikkat!
Cinsel ilişki sırasında hissedilen ağrıların genelde cinsel isteksizlik ya da kasılma sonucu meydana geldiğine inanılır. Seks sırasında ağrılara neden olan birçok faktör sayabiliriz. Fakat kadınlar bu tip ağrılarla ilgili konuşmaktan ve yardım almaktan genelde çekiniyor. Bu tip ağrılara halk arasında inanıldığı gibi yalnızca yanlış bir pozisyon ya da hareket neden olmuyor. Genital bazı enfeksiyonlar da bu tarz ağrılara yol açabiliyor. Bu tarz ağrılarla karşılaştığınızda mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Bu şekilde, tedavide kısa sürede başarı yakalanabiliyor.
Seksi ve zevkli oyunlar...
Yatakta paylaşılan bazı oyunlar sizi ve partnerinizi zevkin doruklarına ulaştıracak...
Küçük masaj tüyoları
Masaj tekniği kadın için de erkek için de sevişmeye başlamadan önce
başvurulan en keyifli oyunlardan biridir. Şimdi değineceğimiz seks
oyununda aktif olan taraf erkek olacak. Ellerinize masaj yağı sürdükten
sonra sırtüstü uzanmış olan kız arkadaşınızın göğüslerine dokunun. Daha
sonra göbeğine, oradan da cinsel organına doğru kayabilirsiniz. Bunu
sanki onun vücudunda ellerinizle ‘8’ çizermiş gibi yapıp, aynı hareketi
birkaç kez tekrarlayabilirsiniz.
Tenlerin dayanılmaz dokunuşu
Sevişirken partnerinizin tenini teninizde hissetmeniz seksten aldığınız
zevki ikiye katlar. Erkek arkadaşınız üzerinizdeyken bacaklarınızı
açarak onun tenine değmeniz ikinizin de zirveye hızla çıkmanızı
sağlayacak bir harekettir. Erkek arkadaşınız bu masajı asla unutmayacak.
Ön sevişme sırasında erkek arkadaşınıza soyunmasını ve yüzükoyun
uzanmasını söyleyin. Kıyafetlerini çıkardıktan sonra yavaşça ona masaj
yapmaya başlayın. Elleriniz onun kalçalarında gezinirken onu sırt üstü
çevirin ve gideceğiniz yere doğru yol alın. Acele etmeden nazikçe
yapacağınız bu erotik masajla partnerinizi zevkin doruklarına
çıkartabilirsiniz.
Kuğu’ dansı
Ellerinizi duvarın gölgesinde kuğu biçimi alacak şekilde birleştirin ve
erkek arkadaşınızın testislerine ve penisine dokunmaya başlayın. Daha
sonra parmaklarınızı açarak bacaklarının arasına doğru döndürerek
hareket ettirin. Ellerinize kuğu şeklini tekrar verin ve bu sefer de
sevgilinize masaj yapmaya başlayın. Fakat tüm bu hareketleri yaparken
partnerinize ona nasıl dokunmanızı istediğini sormayı unutmayın.
Beraber köpüklü bir banyoya ne dersiniz?
Küvette kız arkadaşınızı bacaklarınızın arasına alacak şekilde onun
arkasına oturun. Bir duş lifiyle arkadan başlayarak göğüslerine ve
cinsel organına masaj yapın. Bir süre sonra o da ellerini arkaya doğru
uzatarak size dokunmaya başlayacaktır. Böylelikle birbirinizi görmeden,
göz teması kurmadan, sadece birbirinizi hissederek gizemli bir
sevişmeye doğru adım atabilirsiniz.
Şampanya keyfi
Özel bir gecede karşılıklı şampanyanızı yudumluyorsunuz. Birkaç damla
şampanyayı kız arkadaşınızın üzerinize boşaltın ve o zerreleri
göğüslerinin üzerinden yalayarak için. Bu şampanyalı ıslak oyun ateşli
bir sevişmenin başlangıcı olabilir
Ayaklarını ve bacaklarını atlamayın
Ön sevişme sırasında sevgilinizin ayaklarına da yeterli ilgiyi
göstermelisiniz. Yukarı kısımlardan başlayarak vücuduna öpücükler
kondurun ve en aşağılara geldiğinizde ayak parmaklarını da öpmeyi ihmal
etmeyin. Birçok kadın ve erkek sevgilisinin ayaklarıyla oynamasından
hoşlanır. Onun bacaklarına ve ayaklarına masaj yaparak sevişmeden önce
partnerinizi rahatlatabilirsiniz. Bu size daha uzun süreli ve zevkli
bir seksin kapılarını aralayabilir.
Bayanların Cinsel Sırları
Kadınların
seks için önce kalbini ve beynini kazanmak ardından takdir, ilgi, sevgi
ve şefkati üzerlerinden ek*** etmemek gerekiyor
PSİKOLOG Barbara De Angelis'e göre erkekler stresle baş etmek ve
gerilimden kurtulmak için seks yapıyorlar. Kadınlarınsa seks yapmaları
için gerilimden ve stresten uzaklaşmaları şart. Durum böyle olunca
kadınların cinsel hayatta istedikleri aslında normal hayatlarında
saklı.
DE ANGELIS , kadınların cinsel hayatlarıyla ilgili bilinmesi
gerekenleri 4 maddede topluyor ve kadının seksüel sırlarını ortaya
çıkarıyor:
1- Kadınlar önce beyin ve kalplerinden uyarılırlar.
2-
Kadınların seks arzusu duymaları için, kendilerini rahatlamış ve tüm
problemlerden arınmış hissetmeleri gerekir. Bu çok önemlidir.
3- Kadınlar tahrik edilmekten çok hoşlanırlar.
4- Kadınlar seks konusunda aceleye getirilmekten nefret ederler.
Erkeklere öneriler
P***olog De Angelis, iyi bir seks hayatı için erkeklerin atması gereken üç küçük adımı da şöyle özetliyor:
SEVGİ VE ŞEFKAT: Onun
kalbini takdir, ilgi ve şefkatle doldurun yeter. Önce sevdiğiniz
kadını, sevginize muhtaç kılın. O zaman, sizinle seks yapmaya muhtaç
kaldığını göreceksiniz.
YATAK DIŞI İLİŞKİ: Sevişmek için
yatağa girmeyi beklemeyin. Unutmayın, bir kadının yataktaki arzusunun
miktarını belirleyen onunla yatak dışındaki ilişkinizde olup biten her
şeydir.
ÖN SEVİŞME: Usta bir duygusal ön sevişmeci
olun. Onu rahatlatmak için ne yapabileceğinizi sorun. Onu neyin seksi
ve feminen hissettirdiğini bulun. Mum mu, iç çamaşırı mı, içi köpüklü
bir banyo mu, masaj yağları mı?
İŞTE İDEAL ERKEK
AŞAĞIDA sayılan özelliklerin birkaçını bile yapısında barındıran erkek,
kadınların kalbini feth ediyor... E, tabii bu özelliklerin hepsine
sahip olanlar ise kadınlar aleminde 'ilah' sayılıyor...
1- Yavaş sevişip, güzel öpüşen
2- Kadınla yatakta konuşan
3- Gözleriyle bir kadına onu çok sevdiğini anlatabilen
4- Kadını soymaya vakit harcayan
5- Dokunurken uyarmayı becerebilen ve bundan hoşlanan
6- Bir kadının saçına babasından farklı dokunabilen
7- Bir kadının yatakta ve onun dışında ne istediğini keşfetmesine fırsat veren
8- Cinsel açıdan bir kadını baştan ve yoldan çıkarmayı bilen
9- Kendilerini fiziksel olarak sevişmeye hazırlayan
10- Bir kadına kendini her fırsatta güzel hissettiren
11- Masaj yapmayı bilen...
Seks yaparak zayıflamak mümkün. Buna göre işe önce striptizle başlamak gerekiyor.
Araştırmacılar, özellikle kadınların seks esnasında çok kalori harcadığına dikkat çekerek zayıflamak için nasıl seks yapılacağı konusunda ‘yol yardımı’nda da bulundular. Buna göre işe önce striptizle başlamak gerekiyor.
Alman Bild Gazetesi’nde yer alan habere göre İngiliz bilim adamları insanın seks yaparak kilo verebileceğini ortaya çıkardılar. Sevişirken özellikle kadınların çok kalori harcadığını, böylece hızla zayıfladığını belirleyen İngiliz bilim adamları, ‘Aktif seks, sevişerek zayıflamanın en iyi yolu’ dediler. Bild Gazetesi, İngiliz bilim adamlarının ‘Seks yap, zayıfla’ dedikleri reçeteyi de yayımladı. ‘Aktif seksle zayıflama’nın yolu şöyle:
Sevişmeye striptiz yaparak başlanması gerekiyor. Çünkü striptiz 400 kalori yaktırıyor.
Ateşli öpüşme 325 kalori harcatıyor.
Ayakta seks yapmak, daha çok kalori harcatıyor. İnsan yatakta seks yaparken 200, ayakta ise 400 kalori yakıyor.
En çok kalori ise, oral seks yapılarak harcanabiliyor. Oral seks yaparak orgazmı yaşamak ise, ekstradan 100 kalori yaktırıyor.
İngiliz bilim adamları, haftada sadece üç kez seks yapmanın bir yılda 15 bin kalori yaktıracağına dikkat çekerek bunun 240 kilometrelik bir koşuda harcanan enerjiye denk olduğunu ve genelde bir beden küçülme anlamına geldiğini söylediler.
Yatakta eski sevgili sendromu
Zaman geçer. Tüm yaşanmışlıklar eskir ve tortuya dönüşerek anıların arasındaki yerini alır, bizi biz yapan ve yaşantımızın gidişatını etkileme gücüne sahip bu anılar, kimi zaman kontrolü ele geçirerek bir yanalar dünyası yaratır. Eski mutlu günlerin ve hayalet sevgililerin anılarında kaybolan zihin bugüne nasıl adapte olmalıdır?
Kadınların erkeklere oranla daha sadık oluşlarının sebeplerini araştıran Kate Tay “A Woman's Guide To Sex" (Kadınların Seks Rehberi) isimli kitabında; seks esnasında, fizyolojisi gereği ister istemez edilgenleşen kadının, duygusal bağ kurma yoluyla bu durumun üstesinden geldiğini anlatıyor. Kadınlar, duyguları doğrultusunda hareket eden, ilişkilerini bunun üzerine kuran yine duygusal patlamalar eşliğinde tadına varan canlılar olarak nitelendiren Taylor, kadınlar için yaşanılan ve paylaşılan duygusal yoğunluğun önemine dikkat çekiyor ve bu sebepten pek çok kadının biten ilişkilerinin ardından, eski sevgililerine sadık kaldığını açıklıyor.
Çözüm yolları
Biten ilişkilerin ardından duyulan kaygılar, vazgeçilmesi zor gözüken alışkanlıklar ve incinen duygularınızIa hayat bulan güvensizliğiniz... Eski sevgiliniz, yaşadığınız sayısız an eşliğinde aklınızdan çıkmazken, onsuz nefes almak dünyanın en saçma eylemiyken ve tüm bu olup bitenlere bir anlam yükleme gücünü bile bulamazken kendinizde, nasıl olacak da yeni başlangıçlar yapma cesaretini göstererek, geçmişi derinlere gömebileceksiniz? Ayrılık sonrasında yaşanılan duygusal çöküntü ve anomalilerin olağan oluşuna dikkat çeken ve eski sevgilinin anısını sıcak tutarak kendinizi bugünü yaşamaktan mahrum etmek yerine onun artık olmadığı gerçeğiyle yüzleşmeniz gerektiğini belirten uzmanlar, tekrar sağlıklı bir cinsel hayata kavuşmak için çıplaklığınızdan utanmayarak, bedeninizi olduğu gibi kabul etmeniz gerektiğini belirtiyorlar. Kendi vücudunuzu sevmezken bir yabancının onu sevmesini nasıl bekleyebilirsiniz ki?
Sevişirken partnerinizle göz teması kurmanın, geçmişten uzaklaşabilmeniz için en sağlıklı yol olduğunu söyleyen uzmanlar; ilk sevişme sonrasında hayal kırıklığına kapılmamak gerektiğinin altını çiziyorlar. Birbirinizi ve bedenlerinizi tanımak için zamana ihtiyacınız olduğunu unutmayın diyen uzmanlar, biten ilişkiler sonrasında, yenilikleri heyecanla karşılamak gerektiğini ve hatta yenilik yaratmak gerektiğini öneriyorlar,
Hayat ölümün eşliğinde sürüyor. Bazı aşklar sonsuza karışıyor. Kimileri mücadele edemiyor, geride birkaç anı bırakarak son buluyor. Aşk, sevgi, seks üçgeninde muhakkak yeni maceralar yaşanıyor ve emin olun yeni gelen asla eskiyi aratmıyor...
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 276 kişi üzerinde yapılan araştırmada horlayan her 3 erkekten 2’sinde erkeklik hormonun etkilendiği tespit edildi.
Horlayan orta yaşlı erkeklerde cinsel açıdan karşı cinslere ilginin azaldığını belirten Yard. Doç. Dr. Gökhan Kırbaş, ‘Uykuda nefes duraklama hastalığını yaşayan kişilerde testestron dediğimiz erkeklik hormonu ileri düzeyde azaldığı için cinsel açından iktidarsız oluyor.Hastalar tedavi olduktan sonra sağlıklarına kavuşabiliyor’ dedi.
Uyku Bozuklukları Merkezi’nde 3 yıl içerisinde bin 500 kişinin tedavi edildiğini kaydeden Kırbaş, ‘Uyku apnia sendromu hastalarını laboratuarlarında inceledikten sonra sibop dediğimiz maske tedavisi uyguluyoruz. Hasta uyurken maske kullanıyor. Bu tedaviyle hastalarımızdaki erkeklik hormonu tekrar normal seviyelerine geliyor ve cinsel güçlerine kavuşuyor’ açıklamasını yaptı.
Yatma şekliniz ve Seks
Bilim adamlarının son araştırmalarına göre, ne kadar gizlenirse gizlensin, aşk ve seksin bütün sırları uyurken alınan yatış şekline yansıyor. Bu ilginç saptamayı ortaya çıkaransa, ABD’nin California eyaletindeki ünlü UCLA Üniversitesi’nin Psikiyatri Bölümü. Doktor Mark Goulston başkanlığındaki araştırma sonucu, "Partnerinizin yatış biçimine bakarak problemleri çözebilirsiniz" sonucu çıkarılmış.
'Yakın uyuyorsa, iyi..'
Goulston bu durumu, "Partneriniz size yakın uyuyorsa bu güzel haber, uzaksa kötü" sözleriyle özetliyor. Goulston ve ekibine göre, uyku pozisyonları ve ‘ilişkide işaret ettikleri sırlar’ da resimlerde verildiği gibi...
Zen
Gündüz ve gece gayet iyi anlaşan çiftler. Her şeyiyle mükemmel bir ilişki. Mahrem açıdan da çok uyumlu. O kadar güzel anlaşıyorlar ki, bu ilişki uykuda bile devam ediyor.
Kenetli
Düğümlenmiş bacaklar tutkulu bir ilişkiye işaret. Ancak eşlerin yalnız kalmaya da ihtiyaçları var. Bağımsızlığa düşkünler, ama aşkları bütün şiddetiyle devam ediyor.
Kaşık
Birbirlerinin varlığı onları rahatlatıyor ve güven veriyor. Başlangıçtaki şehvet ve güçlü arzular azalmış olabilir, ancak gerçek dostluk ilişkinin temelini oluşturuyor.
Gençlik aşkı
Sımsıkı sarılı yatılması, uykuda bile birbirlerine doymadığını gösteriyor. Yeni başlayan ya da heyecanın dorukta olduğu birlikteliklerde çiftler böyle uyuyor.
Askıda
Eğer çiftler birbirine hiç temas etmeden, yatağın iki ucunda ve uzak uyuyorlarsa, aralarında duygusal açıdan büyük boşluk var demektir. Ya yakın geçmişte şiddetli bir tartışma yaşadılar ya da sorunları çok daha derinlerde.
Arada köpek var
Bu pozisyon, eşlerden birinin diğerini aldattığını gösteriyor. İlişkide üçüncü şahsın işareti. Bir başkasında sevgi ve şefkat arayışını sergiliyor.
Biseksüellik Nedir?
Biseksüellik, her iki cinsiyetten olan insanlara karşı cinsel olarak
ilgi duyma, ve onlarla duygusal veya cinsel bir ilişki içine girme
potansiyelidir. Biseksüel bir kimse her iki cinse de aynı ölçüde ilgi
duymayabilir, ve bu ilginin derecesi zaman içinde değişebilir.
Kendini algılama [ing. self-perception] biseksüel kimliğin anahtarıdır.
Pekçok kimse her iki cinsiyetten kişilerle cinsel etkinlik içine girer,
ancak kendilerini biseksüel olarak tanımlamaz. Benzer şekilde, bazı
diğer insanlar da yanlızca bir cinsiyet ile cinsel ilişkiye girerler
veya hiç cinsel ilişkiye girmezler, ancak yine de kendilerini biseksüel
olarak tanımlarlar. Bir kimsenin biseksüel olup olmadığını saptamaya
yarayacak bir davranışsal "test" yoktur.
Biseksüel Kimlik
Bazı insanlar, bir kişinin heteroseksüel, homoseksüel veyahut biseksüel
olarak doğduklarına (örneğin doğum öncesi hormonal etkiler nedeniyle)
ve kimliklerinin içsel ve değiştirilemez olduğuna inanırlar. Diğerleri,
cinsel yönelimin toplumsallaşma (örneğin, ana ve babaya ait modellerin
taklit edilmesi veya reddedilmesi) veya bilinçli seçim (örneğin, siyasi
feminist kimliğin bir parçası olarak lezbiyenliğin seçilmesi) sonucunda
olduğuna inanırlar. Diğerleri ise, bu faktörlerin birbirlerini
etkilediklerine inanır. Biyolojik, toplumsal ve kültürel etmenler her
kişi için farklı olduğu için, ister biseksüel, isterse gay veya
lezbiyen, heteroseksüel veya cinsiyetsiz [ing. asexual] olsun, herkesin
cinselliği oldukça kişiseldir. Cinsel kimliğe atfedilen "değer" onun
[cinsel] kökenine dayanmaz. Pekçok insan biseksüelliği, sadece
insanların geçtikleri bir evre olarak değerlendirir. Gerçekte ise
herhangi bir cinsel yönelim bir evre olabilir. İnsanlar çeşitlidir,
bireysel cinsel duygular ve davranışlar zamanla değişebilir. Cinsel
kimliğin oluşması ve sağlamlaşması devam eden bir süreçtir. Biz genel
olarak hetroseksüel olarak toplumsallaştığımız için, biseksüellik
pekçok insanın kendi homoseksüelliklerinin farkına varmaları sürecinin
bir evresi olarak yaşadıkları bir aşamadır. Pekçok diğerleri ise,
oldukça uzun bir gay erkek veya lezbiyen kimlik sürecinin ardından
kendilerini biseksüel olarak tanımlamışlardır. Ron Fox tarafından
900'den fazla biseksüel bireyle yapılan bir çalışma, [bunların] 3'te
1'inin daha önce lezbiyen veya gay olarak tanımlandığını bulmuştur.
Belki de sürekli olmayacak bir yönelim, yaşanan zaman kesiti boyunca
hala geçerli olabilir. Biseksüellik, aynen homoseksüellik ve
heteroseksüellik gibi cinsel keşif sürecinde geçici bir basamak da
olabilir, veya istikrarlı, uzun-dönemli bir kimlik de olabilir.
Biseksüellik Ne Kadar Yaygındır?
Bu konuda pek az çalışma yapıldığı için, biseksüelliğin ne kadar yaygın
olduğunu söylemek kolay değildir; cinsellik hakkındaki çoğu çalışma
heteroseksüellik veya homoseksüellik üstüne yoğunlaşmıştır. Kinsey
tarafından 1940 ve 1950'lerde yapılan araştırma, [cinsel] etkinlikleri
ve ilgilerine dayanarak, kadınların % 15-25 ve erkeklerinse % 33-46
kadarının biseksüel olabileceğini ortaya koymuştur. Biseksüellikler
pekçok şekillerde nüfusunun içinde gizlidir. Kültürümüzde, genellikle
bir kimsenin (önvarsayılan bir varsayım olarak) ya heteroseksüel ya da
(görünüşüne veya davranışsal ip uçlarına dayanarak) homoseksüel olduğu
varsayılır. Biseksüellik bu standart kategorilere uymadığı için,
sıklıkla ya reddedilir ya da görmezlikten gelinir. Kabul
edildiğindeyse, tek [kendi başına] bir kimlikten ziyade "kısmen
heteroseksüel kısmen de homoseksüel" [bir kimlik] olarak görülür.
Biseksüellik katı cinsel kategorilerin geçerliliğini sorgulamaya açtığı
için dünyaya karşı kabul edilmiş olan bakış tarzını tehdit eder, ve
farklı cinsellik alanlarının varlıklarının kabul edilmesini
cesaretlendirir. Basmakalıplaşmış bir biseksüel görünüş veya davranış
biçimi olmadığı için, biseksüellerin genellikle ya heteroseksüel ya da
homoseksüel oldukları varsayılmıştır. Bilinçliliği yükseltmek için,
biseksüeller kendi gözle görünür topluluklarını oluşturmaya
başlamışlardır.
Biseksüel İlişkiler
Biseksüeller, diğer insanlar gibi geniş bir çeşitliliğe sahip ilişki
tarzlarına sahiptirler. Genel söylencenin aksine, biseksüel bir
kimsenin aynı anda hem bir erkekle hem de bir kadınla cinsel olarak
ilgili olması gerekmez. Aslında, biseksüel olarak tanımlanan bazı
insanlar bu ya da öteki toplumsal cinsiyetle (veya her ikisiyle de)
asla cinsel ilişkiye girmemişlerdir. Heteroseksüeller ve gay erkekler
ile lezbiyenler için geçerli olduğu üzere, [cinsel] çekim her arzu
edildiğinde davranılmasını gerektirmez. Heteroseksüeller ve gay kişiler
gibi, pekçok biseksüel de cinsel olarak yanlızca bir eşle aktif olmayı
seçebilir; uzun-dönemli, tekeşli ilişkileri olabilir. Diğer
biseksüeller, aynı-cinsiyetten eşlere, üç-taraflı ilişkilere, veya aynı
veya farklı toplumsal cinsiyetlerden olan birkaç eşli (tek başına veya
eş zamanlı olarak) ilişkilere izin veren serbest evlilikler
yapabilirler. Cinsel yönelimleri ne olursa olsun, katılan kişilerin
cinsel ve duygusal ilişkilerin tipini seçme özgürlüğüne sahip olmaları
önemlidir.
Biseksüeller ve AIDS
AIDS biseksüel topluluk üzerinde önemli etkiler yapmıştır. Biseksüel
erkekler, AIDS'in gaylerden heteroseksüel nüfusa geçmesinden sorumlu
ajanlar olarak sıklıkla günah keçisi ilan edilmişlerdir; ve biseksüel
kadınlar da AIDS'in lezbiyenlere geçmesinin günah keçileri
yapılabilirler. Ancak, AIDS'i barındıran virüsün insanlara bulaşması
riski cinsel yönelimden ziyade davranışla ilgilidir. Bedensel
sıvıların, özellikle de sperm, kan ve vajinal sıvının bulaşmasını
içeren ilişkiler tehlikelidir. Biseksüeller, ve keza homoseksüeller ile
heteroseksüeller, prezervatif kullanımı gibi güvenli cinsel pratikler
konusunda kendi kendilerini eğitmelidirler. Güvenli seks rehberleri,
sağlık merkezlerinden, AIDS eğitim ve eylem gruplarından elde
edilebilir. Biseksüeller, araştırma ve eğitim arttırılması, daha iyi
bakım ve AIDS'li ile AIDS riski taşıyan kişilere karşı yapılan
ayrımcılığın sona erdirilmesi talepleri çevresindeki AIDS'e karşı
savaşımları çabasında, gay kişiler ve diğer etkilenen gruplarla
biraraya geliyorlar.
Biseksüellik ve Siyaset
Biseksüeller, geleneksel cinsiyet normlarına uymadıkları için gay
erkekler ve lezbiyenlerin karşı karşıya kaldığı ayrımcılık tiplerinin
çoğunu yaşarlar. Biseksüeller iş bulmada ve ev bulmada ayrımcılıkla
karşılaşabilirler, ve gay karşıtı şiddetin kurbanı olabilirler. Pekçok
yerde gay ve lezbiyen haklarını yasallaştıracak kanunları geçirme
çabaları sürmektedir; biseksüeller de aynı yasalar kaps*****
alınmalıdır. Biseksüel ebeveynler, özellikle de geleneksel olmayan
yaşam düzenine sahip olanlar, çocuklarının yasal vasiliğini kaybetme
riskiyle karşı karşıyalar, ve açık biseksüeller için büyütücü veya
evlat edinen ebeveyn olmak gerçekte mümkün değildir. Toplumumuz
çocuklarımızın sevgi ve destek dolu bir ev ortamına gereksinim
duyduğunu anlamalıdır, ve bunu sağlama yetisi cinsel yönelimce
belirlenmemektedir. Biseksüeller çeşitli siyasi hareketler içinde
giderek gözle görünür bir varlığa sahip olmaktadır. [Çocuk] büyütme,
eviçi ortaklık ve AIDS gibi; ve keza gay ve lezbiyen topluluklar içinde
biseksüellere karşı yapılan ayrımcılıkla mücadele etme gibi, ortak
meselelerde biseksüeller gay ve lezbiyenlerle birlikte
çalışmaktadırlar. Eğitimi ilerletmek ve biseksüellere karşı
söylencelere ve taraflı tanımlamalara karşı koymak için çabalar
sürdürülmektedir. Destekleme, toplumsallaştırma ve aktivizm amaçları
güden birçok biseksüel grup vardır ve sayıları giderek artmaktadır.
Biseksüeller, tüm insanlara eşit haklar sağlanması [mücadelesinin]
önemli bir parçası olma, ve cinsel çeşitliliğin kabullenilmesinin
geliştirilmesi gücüne sahiptirler.